Bu ay iş için seçtiğim şehir Antalya’ydı. Hem ziyaret hem ticaret derler ya benim ki o hesap; hem benim için çok kıymetli eski iş arkadaşım Bengim in düğününe gitmek, hem de Kanseri çok şükür yenen amcamı ziyaret etmek, hem de ne zamandır gitmediğim mağazaları ziyaret etmekti. Dili bitti çünkü isteklerimin bir kısmını yapamadım ne yazık ki. Mağaza ziyaretim harikaydı hem verimli, hem de eğlenceli, Düğün de Bengimde harikaydı ama amcamlarla buluşmak benim için tam bir kabus oldu. Tüm gün beni alması için kuzenimle irtibat kurmaya çalıştım, evle irtibat kurmaya çalıştım ama başaramadım. En son akşam 22-23 civarı ev adreslerini buldum ama arkadaşlarım sağ olsun beni o saatte bırakmadılar. Eğer canım arkadaşım Alev ve onun yardımsever, düşünceli, ince (ne desem az :) arkadaşı Beyhan ve ailesi olmasaydı kendimi çok yalnız ve önemsiz hissedecektim. Çok şükür ki onlar vardı, beni evlerinde ailelerinden biri gibi ağırladılar. Allah onlardan razı olsun her şeyi gönüllerine göre versin inşallah… Bazen ailemizden olmayan insanlardan Ailemizdenmiş gibi muamele görmek bir yanımızı acıtırken bir yanımızın da dünyaya daha umutla bakmasını sağlıyor. Ne diyelim hayırlısı böyleymiş, kırık ve sinirli bir kalple döndüm İstanbul a…
Neyse ben geçirdiğim eğlenceli saatleri yazayım da aklımda yazımda o kalsın, bu sefer refakatçim tasarımdan Handan dı, saat 7:30 uçağı ile Antalya ya uçtuk uykulu ve yorgun indik, biz indiğimizde Antalya halkı daha uyuduğu için oturacak yer bul(ama)mak biraz bizi sinirlendirdi. Handan Ege li, dedi ki Akdeniz, Ege gibi sıcak memleket insanları uyuşuk olur işlere geç başlarmış; ben deniz Anadolu kökenli olduğumdan ve çok çalışkan olduğumdan erken kalkarım ya ;) sonunda starbucks cafede Antalya ya yaraşır soğuk kahve içtik biraz gazete okuyup bir de Türk Kahvesi ooooh kendimize geldik. Sonra başladık mağazaları gezmeye, hem iş hem alışveriş oldu ben sadece ayakkabım ayaklarımı vurduğu için Desa indirimden bir ayakkabı aldım. Hayatımda ayaklarımın en rahat ettiği ayakkabı diyebilirim.. Ama Handan outlet mağazaları fırsat bilip baya alışveriş yaptı. Buraya kadar her şey güzel sonra işimiz bitip de alışveriş merkezinden bir çıktık ki Allahım o ne sıcaktı, hemen kendimizi taksiye attık. Ben kapalılığa yeni alışırken bir tecrübe daha edindim; Temmuz ayında güney mağaza ziyaretleri başka aya ertelenecek :) Antalyanın merkezi Kapalıyol Şarampol e gelince önce bir şeyler yiyelim dedik, Nesi meşhur diye düşündüm içimden sanırım hiç bir şey derken Mağaza müdürümüz bize Şişci Caferi önerdi, isim süper di mi? (bu sıcakta nasıl et yerim diye gene bir iç ses duydum :)) birde Tahinli piyazı meşhurdur sakın yemeden gitmeyin dediler. Neyse bulmamız zor olmadı küçücük bir yer, hiç beklediğim gibi değil ama gene de tavsiye ettiklerine göre bir bildikleri vardır dedik. Sipariş verirken de İstanbul dan geldiğimi ve ısrarla önerdikleri için buraya geldiğimizi söyledim, öyle ilgilendiler ki ön yargım için utandım. Tahinli piyaz tek kelime ile mükemmeldi. Damağımda öyle bir tat bıraktı ki hiç üşenmeden nette aradım yapılacaklar listesine eklemek için. Sonunda Ev cininde tarfi buldum. İşte burada :) Derken gezmeler, mağazalar, alışverişlere devam; düğüne tam vaktince yetiştik, ne güzel olmuştu maşallah Bengicim… Fotograf makinem bir arkadaşımda olduğu için ben resim çekemedim. Buraya da günümü uzun uzun yazdım ki (hiç bu kadar uzun yazmazdım) unutmayayım diye. Düğün ertesi en başta söylediğim gibi Alevin eski arkadaşı benim yeni arkadaşım Beyhanlara gittik :), gece Alevle azıcık dertleştik, aynı çatı altında olmamıza rağmen iş yoğunluğundan ne kadar zamandır konuşamadığımızı, paylaşamadığımızı düşünerek.. Sabah da deniz manzaralı, ılık esintili, rüzgar güllü balkonda yaklaşık 2 saat süren keyifli bir kahvaltı yaptık birde üstüne Türk Kahvesi içtik… Her şeye rağmen güzel, kocaman, dolu dolu iki gün geçirdim. Allaha çok şükür ben çok şanslıyım ;)
15 Temmuz 2008 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


1 yorum:
tabi ki çok şanlısın hep kendini öyle gör bulunduğun yerin kıymetide çok iyi bil, sana böyle güzel yerleri görme fısatı veriyorlar.Ben senin adına çok mutluyum. Sen böyle gezdikçe, bence iyice tadını çıkar çocuk olunca bir daha ele geçmiyor bunlar (hülya)
Yorum Gönder